Ana içeriğe geç
Ankara Barosu — Ankara

Ana Sayfa / Yayınlar / Köşe Yazıları

SÜRESİZ NAVTEX-ADALAR DENİZİNDE YAŞADIĞIMIZ SORUNLARIN DÜNYADAN ÖRNEKLERİ

Kıymetli dostlar herkese merhabalar. Bugünki konumuz Türkiye ile Yunanistan arasında ki adalar denizinde yaşanan gerilim sonrası Türkiye’nin süresiz navtex ilan etmesi. Bunu uluslararası hukuka göre , güncel haberlere dayanarak dilimiz döndüğünce fazla teknik terimlere girmeden herkesin anlayabileceği şekilde anlatmaya çalışacağım. Konuya girmeden önce gelin birlikte son 1 yıl içerisinde neler yaşanmış adım adım bakalım. 2025 yılı itibariyle Yunanistan bu yılın başından itibaren askeri üs ve lojistik konusunda bir çok adayı silahlandırmaya hız verdi ve herkes tarafından bilinen ve ABD nin milyarlarca dolar silah yığdığı Dedeağaç(alexandroupoli) başta olmak üzere bir çok ada da bu faaliyetlerini artırdı. Avrupa birliği ülkelerinden Fransa başta olmak üzere yine bir çok ülkeyle de savunma anlaşmalarını fiilen hayata geçirmek için adımlar attı. Yetmedi doğu ege adalarında Lozan Anlaşmasına aykırı biçimde silahlanmayı artırdı ve zaten var olan aykırı silahlanma daha da arttı. Üstüne bir de yunan siyasi isimlerden ortamı geren ve bölgesel anlamda kaos çıkaran açıklamaların ardı arkası kesilmedi ve yunan başbakan ‘’ Yunanistan, egemenlik haklarını her koşulda savunacaktır. Caydırıcılığımızı güçlendirmeye devam edeceğiz dedi ‘’. Tüm bunları Yunanistan yaparken kara sularını 12 mile çıkarma söylemlerini de artık bir siyasi söylem haline getirip her platforma yunan dış işleri bakanı başta olmak üzere 12 mil hakları olduğunu ve bunun da uluslararası hukuktan doğan egemenlik hakları olduğunu vurguladılar . Bu hamlelere karşı Türkiye ise başta cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve dışişleri bakanımız Hakan Fidan olmak üzere , ege denizinin yunanistanın iç denizi olmadığı ve babasının çiftliği gibi 12 mile çıkarma başta olmak üzere uluslararası hukuka aykırı , lozan anlaşmasına aykırı bunu yapamayacağını üzerine basa basa vurgulayıp gündeme her bu konu geldiğinde bu söylemi yaptılar. Önümüzdeki ayda yunan başkanın ülkemize ziyarette bulunacağı belli olduktan sonra da aslında bu gerilimi tırmandıran en önemli olaylardan birisi gerçekleşti ve Yunanistan , İsrail ve Güney Kıbrıs arasında , hızlı müdahale birimi adını verdikleri ortak bir askeri birim oluşturuldu. Bu tabiki Türkiye’ye karşı bir önlemdi ve Yunanistan ege de 12 mil söylemlerini İsrail’i de arkasına aldıktan sonra daha yüksek seste dile getirmeye başlamıştı. Yetmedi Türkiye’ye karşı yunan sosyal medya hesapları tehditkar ve shoplu fotoğraflar paylaştı ki herkesin bildiği ve mutlaka gördüğü o meşhur Maduro’yu shoplayıp Cumhurbaşkanımızı koydukları o fotoğraf ( ve bunu paylaşan da yine Yunanistan da bir avukattı ) . İşte gerilim sürekli bu şekilde tırmandıktan sonra ne mi oldu Türkiye bu sefer navtex ilan etti ! Ege denizini ortadan ikiye ayıracak şekilde ilan edilen bu navtexe yunan basını ve siyasi isimleri çok ciddi tepki gösterdi. Yunan basınında sonrasında bu navtex in iki yıllık bir süre için ilan edildiği konuşulmaya başlandı ki bu iki yıl muhabbeti tam gündemdeyken Milli Savunma Bakanlığı kaynakları bir açıklama yaptı , açıklama metni aynen şu şekilde , “Yunanistan’ın Ege Denizi’ndeki uluslararası hukuka aykırı faaliyetlerine ilişkin teknik itiraz niteliğindeki seyir duyurularımız, Yunan basınında iddia edildiği gibi 2 yıllık olmayıp, süresiz olarak yayımlanmıştır.

Yayımladığımız NAVTEX’ler ile seyir emniyetini göz önüne alarak, Ege Denizi’ndeki kıta sahanlığını kapsayan seyir duyuruları ile deniz yetki alanları içerisinde kalan tüm araştırma faaliyetlerinin ülkemiz ile koordine edilmesi gerektiğini, gayri askeri statüdeki adaların karasularını da içeren sahalarda seyir emniyetini tehlikeye düşürebilecek askeri faaliyetlerin gerçekleştirilmesinin uluslararası antlaşmalara aykırı olduğunu vurguluyoruz. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, ülkemizin deniz yetki alanlarından kaynaklanan hak ve menfaatlerini yok sayan, tek taraflı faaliyet ve girişimleri uluslararası hukuk çerçevesinde etkisiz kılmaya devam edecektir.”

Tabi bu açıklamadan sonra yunan bakan ve siyasi isimler peş peşe açıklamalar yaptı . Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias, Türkiye’nin Ege Denizi’ndeki “süresiz NAVTEX” ilanlarının hukuki bir geçerliliği olmadığını savundu. “Yunanistan’ın böyle bir yaklaşımı ciddiyetle karşılaması mümkün değil, Türkiye de bunu gayet iyi biliyor” “Hukuki düzeyde bu sürekli NAVTEX’lerin hiçbir gerçek geçerliliği yoktur ve Türk-Yunan ilişkilerinin iyileşmesine hiçbir katkı sağlamazlar” dedi.

Peki bu durumun dünyadan örnekleri neler gelin birlikte onlara da bakalım. Çünkü Yunanistan güya uluslararası hukuk ilkeleri diyerekten 12 mil konusunu sürekli dile getiriyor ve apaçık şekilde Lozan’ı da ihlal ediyor. Bu durumun aslı şu dostlar, ege denizi coğrafi özellikleri ve ada yoğunluğuyla deniz hukuku açısından aslında karmaşık ve uyuşmazlıkların çıkmasına çok müsait bir bölge. Navtex dediğimiz şey , denizcilerin seyir güvenliği için yapılan teknik ve hukuki bir bildiri sistemidir. Navtex ilan eden devlet o ilan ettiği koordinatlarda ya atış talimi yapar , ya askeri tatbikat yapar , ara sismik araştırma vb. çalışmaları yapar aslında bu orada bir hukuki yada siyasi bir egemenlik iddiası anlamına da gelmez ama Türkiye bu navtexi ilan ederek Yunanistan’ın elini kolunu hukuken de bağlamış ve tek kurşun atmadan ege denizini ortadan ikiye ayırmıştır. Navtex kıyı devletinin yetki alanında veya hukuki ihtilaf bulunan yerlerde veya sahalarda yapılan meşru da bir uygulama aslında . Yunan siyasi isimler bunun uluslararası hukuka aykırı olduğunu söylüyor ama uluslararası hukukda navtex süresiz ilan edilemez diye bir kural yada kanun yok . Aslında bizim bu hamlemizle biz Yunanistanı hukuken şah mah yaptık çünkü Lozan Anlaşması başta olmak üzere uluslararası hukuku ihlal eden taraf zaten yunan tarafıydı . Bunu neden söylüyorum çünkü dünyada meis adasını bahane ederek ana kara ülkesini yok sayarak böyle bir hak ediş örneği yok. 1982 BMDHS , karasularının 12 mil olabileceğini düzenliyor tamam ama burada 12 mil geçiyor diye sen koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devletinin haklarını hiçe sayarak ona daracık bir alan bırakamazsın. Yunanistan bu iddiası ile Türkiye’nin ege ye çıkışının %90 ını kapatıyor , açık denizlere erişimimizi fiilen imkansız hale getiriyor ve otomatikmen ana kara ülkesini coğrafyasına kitleyip elini kolunu bağlamaya çalışıyor. Ama tabi Türkiye bu hakkın kötüye kullanılması durumunu süresiz navtex ilan ederek boşa çıkardı ve uluslararası hukuk gibi geniş bir alanda müthiş bir satranç hamlesi yaptı. Uluslarası hukukta ana kara ülkesi, adalara kıyasla üstün bir konuma sahiptir. Bu ilkeyle ana kara ülkesinin Münhasır Ekonomik Bölge , Karasuları sınırları ve Kıta sahanlığı gibi alanları da açıkça garanti altına alınıyor aslında ve adaları olan devletin ana kara ülkesinin haklarını ortadan kaldırıp aşırı derecede sınırlayacak şekilde bir etki yaratması da engelleniyor . İngiltere ve Fransa arasında geçtiğimiz dönemde Manş denizi konusunda İngiltere’nin Brexit yapmasından sonra gündeme gelmişti ve ana kara ülkesi olan Fransa’nın tüm iddiaları haklı olarak Türkiye’nin ege denizinde ki iddiaları ile uyuşmuştu.

Balıkçılık konusunda yaşanan bu krizde bile ana kara ülkesinin haklılığı ortaya çıkmıştı . Aynı haklılığımız yine dünyada Nikaragua- Kolombiya davasında da bir kere daha ortaya çıktı ve ana kara ülkesinin hakları üstün tutuldu. Yine Ukrayna ve romanya arasında yaşanan yılan adası davasında kıta sahanlığı ve MEB üzerinde romanyanın hakları korunmuş oldu. Aslında tüm bunlar bize şunu gösteriyor adalara karşı her zaman ana kara ülkesinin hakları üstün tutulur ve ana kara ülkesi denize açılamayacak şekilde hapsolamaz ve hakları kısıtlanamaz. Yani demem o ki egeyi fiilen yunanın iç denizi haline getirmeye çalışmalar , Türkiye’nin açık denizlere erişimini kısıtlamaya çalışmalar ve en önemlisi bölgesel barışı tehdit edip bunu da uluslararası hukuku bahane ederek ada devletini üstün tutma girişimlerinin hepsi Türkiye’nin süresiz navtex ilan etmesiyle geçici bir süre de olsa son buldu diyebiliriz. İlan ettiğimiz süresiz navtex uluslararası hukuka uygun meşru ve deniz güvenliğimiz ve egemenlik haklarımızın korunması için çok doğru bir hamledir. Uluslararası yargı içtihatları hakkaniyet ve coğrafyanın gerçeklerine aykırı iddiaları olan yunanistanın başta 12 deniz mili iddiaları ve Lozana aykırı adaları silahlandırması esas hukuka aykırı olan eylemlerdir. Bunlara karşı da her zaman tedbirli olmalı ve uluslararası hukukta ki tüm haklarımızı sonuna kadar kullanmalı ve korumalıyız. Türkiye olarak her daim egemenlik haklarımızı koruyacağımıza inancım tam, adil dengeli ve barışçıl çözümler ile hukuka uygun ne varsa bunları yasal ve meşru çerçevede yapmaya devam edeceğimize inancım tam . Bakıp göreceğiz bakalım önümüzdeki süreçte neler olacak özellikle 2026 ve 2027 yılında egede ısınan sular daha mı ısınacak yoksa soğuyacak mı ? Saygılarımla..

Bilgilendirme notu: Bu yayın genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerik, somut bir uyuşmazlık veya kişi bakımından hukuki görüş ya da danışmanlık niteliği taşımaz. Hukuki değerlendirme, olayın kendine özgü koşullarına göre yapılmalıdır.